8. ... durumunda, ... -malıyız/-meliyiz

In the event of ..., we should ...


1
Turkey Yağmur yağması durumunda, biz evde kalmalıyız.

2
Turkey Acıkmamız durumunda, biz meyve satın almalıyız.

3
Turkey Sorun çıkması durumunda, biz annemizi aramalıyız.

4
Turkey Gecikme durumunda, biz mesaj göndermeliyiz.

5
Turkey Yorulma durumunda, biz uyumalıyız.

1
Turkey Tıbbi acil bir durumunda, biz derhal itfaiyeye/ambulansa haber vermeliyiz.

2
Turkey Bilgisayarın bozulması durumunda, biz kağıt belgeleri kullanmalıyız.

3
Turkey Anlaşmazlık çıkması durumunda, biz sorunu çözmek için oylama yapmalıyız.

4
Turkey Talebin yüksek olması durumunda, biz geçici çalışanlar almalıyız.

5
Turkey Müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanması durumunda, biz başka bir ortak aramalıyız.

1
Turkey Kitlesel bir siber saldırı durumunda, biz 4. seviye güvenlik protokolünü devreye sokmalıyız.

2
Turkey Piyasaların aşırı dalgalanması durumunda, biz riskli yatırımlarımızı durdurmalıyız.

3
Turkey Otoritenin boş kalması durumunda, biz otuz gün içinde erken seçim düzenlemeliyiz.

4
Turkey Sözleşme şartlarının yerine getirilmemesi durumunda, biz dava sürecini başlatmalıyız.

5
Turkey Büyük bir stratejik uçurum oluşması durumunda, biz şirketi iki ayrı yapıya bölmeliyiz.

Not available on mobile

현재 루블리오는 데스크탑에서만 이용 가능합니다