8. ... durumunda, ... -malıyız/-meliyiz

...할 경우에, 저희는 ...해야 합니다.


Yağmur yağması durumunda, biz evde kalmalıyız.


Acıkmamız durumunda, biz meyve satın almalıyız.


Sorun çıkması durumunda, biz annemizi aramalıyız.


Gecikme durumunda, biz mesaj göndermeliyiz.


Yorulma durumunda, biz uyumalıyız.


Tıbbi acil bir durumunda, biz derhal itfaiyeye/ambulansa haber vermeliyiz.


Bilgisayarın bozulması durumunda, biz kağıt belgeleri kullanmalıyız.


Anlaşmazlık çıkması durumunda, biz sorunu çözmek için oylama yapmalıyız.


Talebin yüksek olması durumunda, biz geçici çalışanlar almalıyız.


Müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanması durumunda, biz başka bir ortak aramalıyız.


Kitlesel bir siber saldırı durumunda, biz 4. seviye güvenlik protokolünü devreye sokmalıyız.


Piyasaların aşırı dalgalanması durumunda, biz riskli yatırımlarımızı durdurmalıyız.


Otoritenin boş kalması durumunda, biz otuz gün içinde erken seçim düzenlemeliyiz.


Sözleşme şartlarının yerine getirilmemesi durumunda, biz dava sürecini başlatmalıyız.


Büyük bir stratejik uçurum oluşması durumunda, biz şirketi iki ayrı yapıya bölmeliyiz.

Not available on mobile

현재 루블리오는 데스크탑에서만 이용 가능합니다