1. Eğer biz ... , o zaman ... -ız/-iz

If we ..., then we will ...


1
Turkey Eğer biz çok çalışırsak, o zaman sınavı geçeriz.

2
Turkey Eğer biz şimdi çıkarsak, o zaman vaktinde varırız.

3
Turkey Eğer biz birlikte yemek yaparsak, o zaman iyi vakit geçiririz.

4
Turkey Eğer biz bu kanepeyi satın alırsak, o zaman oturma odasını değiştiririz.

5
Turkey Eğer biz hızlı yürürsek, o zaman otobüse yetişiriz.

1
Turkey Eğer biz harcamalarımızı azaltırsak, o zaman bütçeyi dengeleriz.

2
Turkey Eğer biz bu ürünü yazın çıkarırsak, o zaman daha fazla müşteri çekeriz.

3
Turkey Eğer biz bu teklifi kabul edersek, o zaman gelirimizi artırırız.

4
Turkey Eğer biz uzaktan çalışırsak, o zaman ofis giderlerinden tasarruf ederiz.

5
Turkey Eğer biz tedarikçiyi değiştirirsek, o zaman kaliteyi artırırız.

1
Turkey Eğer biz bu inovasyon hızını korursak, o zaman iki yıl içinde pazara hakim oluruz.

2
Turkey Eğer biz hoşnutsuzluk belirtilerini görmezden gelirsek, o zaman büyük bir sosyal krizle karşılaşırız.

3
Turkey Eğer biz yenilenebilir enerjiye yatırım yaparsak, o zaman şirketin geleceğini güvence altına alırız.

4
Turkey Eğer biz karar alma mekanizmasını merkezileşmekten çıkarırsak, o zaman operasyonel esneklik kazanırız.

5
Turkey Eğer biz bu reformu kabul edersek, o zaman ekonomik modelimizi kökten değiştiririz.

Not available on mobile

현재 루블리오는 데스크탑에서만 이용 가능합니다