1. Eğer biz ... , o zaman ... -ız/-iz

만약 저희가 ...한다면, ...할 것입니다.


Eğer biz çok çalışırsak, o zaman sınavı geçeriz.


Eğer biz şimdi çıkarsak, o zaman vaktinde varırız.


Eğer biz birlikte yemek yaparsak, o zaman iyi vakit geçiririz.


Eğer biz bu kanepeyi satın alırsak, o zaman oturma odasını değiştiririz.


Eğer biz hızlı yürürsek, o zaman otobüse yetişiriz.


Eğer biz harcamalarımızı azaltırsak, o zaman bütçeyi dengeleriz.


Eğer biz bu ürünü yazın çıkarırsak, o zaman daha fazla müşteri çekeriz.


Eğer biz bu teklifi kabul edersek, o zaman gelirimizi artırırız.


Eğer biz uzaktan çalışırsak, o zaman ofis giderlerinden tasarruf ederiz.


Eğer biz tedarikçiyi değiştirirsek, o zaman kaliteyi artırırız.


Eğer biz bu inovasyon hızını korursak, o zaman iki yıl içinde pazara hakim oluruz.


Eğer biz hoşnutsuzluk belirtilerini görmezden gelirsek, o zaman büyük bir sosyal krizle karşılaşırız.


Eğer biz yenilenebilir enerjiye yatırım yaparsak, o zaman şirketin geleceğini güvence altına alırız.


Eğer biz karar alma mekanizmasını merkezileşmekten çıkarırsak, o zaman operasyonel esneklik kazanırız.


Eğer biz bu reformu kabul edersek, o zaman ekonomik modelimizi kökten değiştiririz.

Not available on mobile

현재 루블리오는 데스크탑에서만 이용 가능합니다