●
Sen gülümsediğin zaman, bu kalbime derinden dokundu.
●
O bana teşekkür ettiği zaman, bu kalbime derinden dokundu.
●
Ben bu filmi izlediğim zaman, bu kalbime derinden dokundu.
●
Dostlarım bana geldiği zaman, bu kalbime derinden dokundu.
●
O bana şarkı söylediği zaman, bu kalbime derinden dokundu.
●
Kriz anında komşular yardım ettiği zaman, bu kalbime derinden dokundu.
●
Sizin teşekkür mektubunuzu okuduğum zaman, bu kalbime derinden dokundu.
●
Çocuk kendi yemeğini bir yoksulla paylaştığı zaman, bu kalbime derinden dokundu.
●
Meslektaşlarım bu sürpriz partiyi organize ettiği zaman, bu kalbime derinden dokundu.
●
Yıllar sonra çocukluğumun geçtiği evi gördüğüm zaman, bu kalbime derinden dokundu.
●
Onun sessizliğinin ardındaki samimiyeti kavradığım zaman, bu kalbime derinden dokundu.
●
Dayanışma kendiliğinden bir şekilde tezahür ettiği zaman, bu kalbime derinden dokundu.
●
Sanatçı insan hayatının kırılganlığına değindiği zaman, bu kalbime derinden dokundu.
●
Onun kişisel fedakarlığının boyutunu anladığım zaman, bu kalbime derinden dokundu.
●
Bu şiir kendi ruh yaralarımla yankılandığı zaman, bu kalbime derinden dokundu.