2. ... zaman, ... eğilimindeyim

I tend to ... when ...


1
Dışarıda yağmur yağdığı zaman, tembellik yapma eğilimindeyim.

2
Param olduğu zaman, alışveriş yapma eğilimindeyim.

3
Yalnız kaldığım zaman, üzülme eğilimindeyim.

4
İş bittiği zaman, dinlenme eğilimindeyim.

5
Dışarısı soğuk olduğu zaman, çay içme eğilimindeyim.

1
Görev çok zor göründüğü zaman, onu erteleme eğilimindeyim.

2
İşte çok stresli olduğum zaman, aşırı yemek yeme eğilimindeyim.

3
Haklı olduğumdan emin olduğum zaman, tartışma eğilimindeyim.

4
Önemli projeler söz konusu olduğunda, mükemmeliyetçiliğe eğilimliyim.

5
Önemli bir karar vermem gerektiği zaman, yalnız kalma eğilimindeyim.

1
Belirsizlikle karşılaştığım zaman, durumu aşırı analiz etme eğilimindeyim.

2
Çok iyimser tahminler duyduğum zaman, şüpheciliğe eğilimliyim.

3
Yaratıcı bir arayış içinde olduğum zaman, iç gözlem (içsel sorgulama) yapma eğilimindeyim.

4
Projenin teslim tarihi yaklaştığı zaman, otoriter bir yönetim tarzına eğilimliyim.

5
Tezim üzerinde çalıştığım zaman, sosyal ilişkilerimi azaltma eğilimindeyim.

Not available on mobile

현재 루블리오는 데스크탑에서만 이용 가능합니다