2. Bir varmış bir yokmuş, ... varmış

Once upon a time, ...


1
Turkey Bir varmış bir yokmuş, çiçekleri çok seven küçük bir kız varmış.

2
Turkey Bir varmış bir yokmuş, büyük bir sarayda yaşayan bir kral varmış.

3
Turkey Bir varmış bir yokmuş, çok akıllı kara bir kedi varmış.

4
Turkey Bir varmış bir yokmuş, dağın eteğinde sessiz bir köy varmış.

5
Turkey Bir varmış bir yokmuş, ormanda kaybolan bir gezgin varmış.

1
Turkey Bir varmış bir yokmuş, icatlarıyla dünyayı değiştirmeyi hayal eden bir mucit varmış.

2
Turkey Bir varmış bir yokmuş, insanların hala efsanelere inandığı bir zaman varmış.

3
Turkey Bir varmış bir yokmuş, zamanla büyük bir şirkete dönüşen küçük bir dükkan varmış.

4
Turkey Bir varmış bir yokmuş, hiç parası olmadan dünyayı dolaşan bir öğrenci varmış.

5
Turkey Bir varmış bir yokmuş, bu adanın yerlileri tarafından saklanan bir sır varmış.

1
Turkey Bir varmış bir yokmuş, sanatın insanlığı kurtarabileceğine inanan bir idealist varmış.

2
Turkey Bir varmış bir yokmuş, kendi kibri yüzünden yok olup giden gelişmiş bir medeniyet varmış.

3
Turkey Bir varmış bir yokmuş, içeriği tarihin akışını değiştirebilecek kayıp bir el yazması varmış.

4
Turkey Bir varmış bir yokmuş, insan doğasının gerçekliğine meydan okuyan bir sosyal ütopya varmış.

5
Turkey Bir varmış bir yokmuş, bilgeliği kendi ülkesinin sınırlarını aşan bir yaşlı adam varmış.

Not available on mobile

현재 루블리오는 데스크탑에서만 이용 가능합니다