2. Bir varmış bir yokmuş, ... varmış

옛날 옛적에 ...


Bir varmış bir yokmuş, çiçekleri çok seven küçük bir kız varmış.


Bir varmış bir yokmuş, büyük bir sarayda yaşayan bir kral varmış.


Bir varmış bir yokmuş, çok akıllı kara bir kedi varmış.


Bir varmış bir yokmuş, dağın eteğinde sessiz bir köy varmış.


Bir varmış bir yokmuş, ormanda kaybolan bir gezgin varmış.


Bir varmış bir yokmuş, icatlarıyla dünyayı değiştirmeyi hayal eden bir mucit varmış.


Bir varmış bir yokmuş, insanların hala efsanelere inandığı bir zaman varmış.


Bir varmış bir yokmuş, zamanla büyük bir şirkete dönüşen küçük bir dükkan varmış.


Bir varmış bir yokmuş, hiç parası olmadan dünyayı dolaşan bir öğrenci varmış.


Bir varmış bir yokmuş, bu adanın yerlileri tarafından saklanan bir sır varmış.


Bir varmış bir yokmuş, sanatın insanlığı kurtarabileceğine inanan bir idealist varmış.


Bir varmış bir yokmuş, kendi kibri yüzünden yok olup giden gelişmiş bir medeniyet varmış.


Bir varmış bir yokmuş, içeriği tarihin akışını değiştirebilecek kayıp bir el yazması varmış.


Bir varmış bir yokmuş, insan doğasının gerçekliğine meydan okuyan bir sosyal ütopya varmış.


Bir varmış bir yokmuş, bilgeliği kendi ülkesinin sınırlarını aşan bir yaşlı adam varmış.

Not available on mobile

현재 루블리오는 데스크탑에서만 이용 가능합니다