11. Farkına bile varmadan, ...

저도 모르는 사이에 ...


Farkına bile varmadan, saat gece yarısı olmuş.


Farkına bile varmadan, pastanın hepsini yemişim.


Farkına bile varmadan, tatil de bitivermiş.


Farkına bile varmadan, tren kaçmış.


Farkına bile varmadan, çok geç olmuş.


Farkına bile varmadan, çocuklarım büyümüş.


Farkına bile varmadan, bu şirkette on yılım geçip gitmiş.


Farkına bile varmadan, durum kontrolden çıkmış.


Farkına bile varmadan, ülkenin geleneklerine alışmışım.


Farkına bile varmadan, güneş ufukta batmış.


Farkına bile varmadan, zihnime şüphe yerleşmişti bile.


Farkına bile varmadan, sosyal yapılar derin bir değişime uğramıştı.


Farkına bile varmadan, bilgilerimin eskidiği açıkça belli olmuştu.


Farkına bile varmadan, ekonomik paradigma tamamen değişivermişti.


Farkına bile varmadan, bu düşünce akımının etkisi hakim hale gelmişti.

Not available on mobile

현재 루블리오는 데스크탑에서만 이용 가능합니다