●
Farkına bile varmadan, saat gece yarısı olmuş.
●
Farkına bile varmadan, pastanın hepsini yemişim.
●
Farkına bile varmadan, tatil de bitivermiş.
●
Farkına bile varmadan, tren kaçmış.
●
Farkına bile varmadan, çok geç olmuş.
●
Farkına bile varmadan, çocuklarım büyümüş.
●
Farkına bile varmadan, bu şirkette on yılım geçip gitmiş.
●
Farkına bile varmadan, durum kontrolden çıkmış.
●
Farkına bile varmadan, ülkenin geleneklerine alışmışım.
●
Farkına bile varmadan, güneş ufukta batmış.
●
Farkına bile varmadan, zihnime şüphe yerleşmişti bile.
●
Farkına bile varmadan, sosyal yapılar derin bir değişime uğramıştı.
●
Farkına bile varmadan, bilgilerimin eskidiği açıkça belli olmuştu.
●
Farkına bile varmadan, ekonomik paradigma tamamen değişivermişti.
●
Farkına bile varmadan, bu düşünce akımının etkisi hakim hale gelmişti.