6. Bir yandan ..., ama diğer yandan, ...

한편으로는 ..., 하지만 다른 한편으로는, ...


Bir yandan, çok uykum var, ama diğer yandan, çalışmak zorundayım.


Bir yandan, bu çok ucuz, ama diğer yandan, kalitesi kötü.


Bir yandan, şehirde eğlenceli, ama diğer yandan, orası çok gürültülü.


Bir yandan, iş çok zor, ama diğer yandan, maaş yüksek.


Bir yandan, seni gördüğüme sevindim, ama diğer yandan, çok meşgulüm.


Bir yandan, uzaktan çalışmak rahat, ama diğer yandan, doğrudan iletişim eksikliği var.


Bir yandan, projeye yarın başlayabiliriz, ama diğer yandan, hata yapma riski yüksek.


Bir yandan, yeni yasa hakları koruyor, ama diğer yandan, bürokrasiyi zorlaştırıyor.


Bir yandan, seyahat etmek bir deneyimdir, ama diğer yandan, büyük bir maliyettir.


Bir yandan, reklam gereklidir, ama diğer yandan, kullanıcıların sinirini bozuyor.


Bir yandan, küreselleşme ekonomik büyümeyi teşvik ediyor, ama diğer yandan, kültürel kimliğin kaybolmasına yol açıyor.


Bir yandan, yapay zekanın uygulanması üretkenliği artırıyor, ama diğer yandan, kitlesel işsizlik riski yaratıyor.


Bir yandan, verilerin şeffaflığı toplum için faydalıdır, ama diğer yandan, kişisel hayatın gizliliği hakkını ihlal ediyor.


Bir yandan, sıkı para politikası enflasyonu dizginliyor, ama diğer yandan, yatırımları yavaşlatıyor.


Bir yandan, bu karar etik açıdan doğru görünüyor, ama diğer yandan, sonuçları yıkıcı olabilir.

Not available on mobile

현재 루블리오는 데스크탑에서만 이용 가능합니다