5. ...-da/-de X varken, ...-da/-de Y var.

...가 X를 가진 반면, ...는 Y를 가집니다.


Bende zaman varken, arkadaşımda para var.


Şehirde gürültü varken, köyde huzur var.


Onda kedi varken, bende köpek var.


Filmde ses varken, kitapta hayal gücü var.


Ablamda elbise varken, abimde takım elbise var.


Birinci modelde güçlü bir işlemci varken, ikincisinde harika bir kamera var.


Bizim departmanda bütçe varken, sizin departmanda deneyimli çalışanlar var.


Rakiplerde düşük fiyat varken, bizde kusursuz bir itibar var.


Avrupa'da tarih varken, Amerika'da modern teknolojiler var.


Bu projede potansiyel varken, o projede hazır bir plan var.


Gelişmiş ülkelerde birikmiş sermaye varken, gelişmekte olan ülkelerde demografik fırsat penceresi var.


Monarşide veraset istikrarı varken, cumhuriyette iktidarın el değiştirme mekanizmaları var.


Klasik müzikte katı bir form varken, cazda doğaçlama özgürlüğü var.


Muhafazakarlarda geleneğe bağlılık varken, liberallerde sosyal reformlara yönelik bir arzu var.


Kuantum fiziğinde olasılıksal bir yaklaşım varken, klasik mekanikte belirlenimcilik var.

Not available on mobile

현재 루블리오는 데스크탑에서만 이용 가능합니다