5. ...-da/-de X varken, ...-da/-de Y var.

While ... has X, ... has Y.


1
Turkey Bende zaman varken, arkadaşımda para var.

2
Turkey Şehirde gürültü varken, köyde huzur var.

3
Turkey Onda kedi varken, bende köpek var.

4
Turkey Filmde ses varken, kitapta hayal gücü var.

5
Turkey Ablamda elbise varken, abimde takım elbise var.

1
Turkey Birinci modelde güçlü bir işlemci varken, ikincisinde harika bir kamera var.

2
Turkey Bizim departmanda bütçe varken, sizin departmanda deneyimli çalışanlar var.

3
Turkey Rakiplerde düşük fiyat varken, bizde kusursuz bir itibar var.

4
Turkey Avrupa'da tarih varken, Amerika'da modern teknolojiler var.

5
Turkey Bu projede potansiyel varken, o projede hazır bir plan var.

1
Turkey Gelişmiş ülkelerde birikmiş sermaye varken, gelişmekte olan ülkelerde demografik fırsat penceresi var.

2
Turkey Monarşide veraset istikrarı varken, cumhuriyette iktidarın el değiştirme mekanizmaları var.

3
Turkey Klasik müzikte katı bir form varken, cazda doğaçlama özgürlüğü var.

4
Turkey Muhafazakarlarda geleneğe bağlılık varken, liberallerde sosyal reformlara yönelik bir arzu var.

5
Turkey Kuantum fiziğinde olasılıksal bir yaklaşım varken, klasik mekanikte belirlenimcilik var.

Not available on mobile

현재 루블리오는 데스크탑에서만 이용 가능합니다