11. ... doğru olsa da, ...-ı/-i de göz önünde bulundurmalıyız.

비록 ...이 사실이지만, 저희는 또한 ...를 고려해야 합니다.


Bunun pahalı olduğu doğru olsa da, kaliteyi de göz önünde bulundurmalıyız.


Onun akıllı olduğu doğru olsa da, deneyimini de göz önünde bulundurmalıyız.


Bunun uzak olduğu doğru olsa da, yolculuk yöntemini de göz önünde bulundurmalıyız.


Bunun lezzetli olduğu doğru olsa da, sağlığa faydasını de göz önünde bulundurmalıyız.


Bunun hızlı olduğu doğru olsa da, güvenliği de göz önünde bulundurmalıyız.


Kârın arttığı doğru olsa da, artan operasyonel maliyetleri de göz önünde bulundurmalıyız.


Teknolojinin yeni olduğu doğru olsa da, ilk kullanıcıların yorumlarını de göz önünde bulundurmalıyız.


Reklamın işe yaradığı doğru olsa da, müşterilerin uzun vadeli sadakatini de göz önünde bulundurmalıyız.


Teklifin ilgi çekici olduğu doğru olsa da, anlaşmanın yasal risklerini de göz önünde bulundurmalıyız.


Zamanın dar olduğu doğru olsa da, ekibin moral durumunu de göz önünde bulundurmalıyız.


Ekonomik büyümenin yavaşladığı doğru olsa da, sanayideki olumlu yapısal değişiklikleri de göz önünde bulundurmalıyız.


Teorinin şık olduğu doğru olsa da, son deneyler sırasında saptanan sapmaları da göz önünde bulundurmalıyız.


Sosyal desteğin önemli olduğu doğru olsa da, bütçe açığına olan uzun vadeli etkisini de göz önünde bulundurmalıyız.


Dış baskının arttığı doğru olsa da, ithal ikamesi fırsatlarını de göz önünde bulundurmalıyız.


Tarafların iddialarının inandırıcı olduğu doğru olsa da, bu davanın jeopolitik bağlamını de göz önünde bulundurmalıyız.

Not available on mobile

현재 루블리오는 데스크탑에서만 이용 가능합니다